bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2013 Salı

Size ve bebeğinize özel...






Doğumlarda hastane odasının vazgeçilmezlerinden biridir kapı süsleri. Son yıllarda popülerliği ve çeşidi sürekli artıyor. Fakat bir çok defa aynı koridorda üç dört kapıda birden, bire bir aynı kapı süsüyle karşılaştığım oldu. Sıradan olmayı sevmeyen anne adaylarına önerim; kapı süslerini mümkün olduğunca kendilerine/bebeklerine özel yaptırmaları. Konu ile ilgili ısrarla tavsiye edeceğim isim; Emine Sarıoğlu! Sevgili Emine geçen yıl Şanlıurfa'da dünyaya gelen yakışıklı bebeğim Kuzey'in teyzesi. Kuzey'in kapı süsünü gördüğümde bayıldım, bayıldımmm. Muazzam bir çalışma. Minicik minicik detaylarla dolu, dünyanın en mutlu masalı sanki :) Siz de bebeğiniz için, Emine'nin özenerek, bin bir emekle kişiye özel tasarladığı kapı süsü, anı defteri gibi özel ürünlerinden edinmek isterseniz şu adresten (e_e080302@hotmail.com) mail atabilir ya da bu telefondan (0546 469 00 68) arayabilirsiniz.. Blog adresi de burada; http://susesyalari.blogspot.com/



21 Mayıs 2013 Salı

Oğluma "bir yaş" mektubumdur...

Hayatım boyunca "keşke"lerim oldu benim. "Keşke şunu yapmasaydım", "keşke böyle olsaydı", "keşke şuraya gitmeseydim", "keşke burada kalsaydım" gibi.. Büyük pişmanlıklarım olmadı fakat küçük keşkelerim fazlaydı. İnsan doğası gereği merak ediyor tabi, "...olsaydı/olmasaydı ne olurdu"yu :) Seni kucağıma almamla bıçak gibi kesildi tüm keşkelerim! "Hayat" dedim, "oğluma gidiyormuş meğerse geçtiğim yollar"... 

Seninle birlikte...


Sakinleştim, büyüdüm, olgunlaştım, sabır ne demek çok güzel öğrendim, şartsız şurtsuz sevmenin ne olduğunu gördüm, güçlendim. "Hayatımın dönüm noktası oldun" desem abartmış olmam. Annemin kıymetini anladım, çok iyi anladım ;) Eskiden olsa sinirleneceğim bir sürü şeyi zerre önemsemediğimi gördüm. Kendimi bir kenara bırakıp, senin mutluluğun, huzurun, rahatın için çabaladığım çok fazla zaman oldu ve bundan büyük haz aldım. Korkup bana sarıldığın anlarda, sana güven verdiğim için kendimle gurur duydum. Kocamın, hayallerimin ötesinde bir baba olduğunu da senin sayende gördüm :) Hayata dair kaygılarım değişti, önceliklerim tepetaklak oldu. "Rahatlık ve keyif" anlayışım "Bodrum koylarında, elimde Baileys'imle pırıl pırıl denize karşı uzanmak"tan "azcık daha kuduralım da yemekten sonra şöyle bir iki saat deliksiz uyusun, ben de bir kahve içeyim"e döndü :)

Aslında biliyorum ki sana duyduğum sevginin nasıl bir şey olduğunu sana ya da bir başkasına anlatabilmem mümkün değil. Karşılıksız, çıkarsız, çok büyük ve çok tutkulu bir şey çünkü bu. Ve en büyük "aşk hikayeleri" bu aşkın yanında sönük kalır. Hangi tarih sabah uyanıp ayaklarını öpüp, ısırdığın bir aşkı yazabilir ki :))) Biliyorum ki duygularını göstermeye ve şakır şakır konuşmaya başladığında, ara sıra söylediğin "innee" yerini "annem"e bıraktığında, yalvartmadan kendi isteğinle beni öpeceğin günler geldiğinde şu an hissettiğim aşk 100'le çarpılacak :)

Keşkesiz bir hayat...


Benim için annelik "keşke" dememektir özetle. Yanlışlarımla, doğrularımla, gidenle, kalanla, olanla, olmayanla kabullendim hayatımı. Sayende barıştım geçmişle. Artık senden önceki seneleri "iyi ki"lerle anıyorum... Öyle bir tatlı, huzurlu, mutlu yaptın beni :) Çoğu zaman yüzümde salak bir sırıtma oluyorsa, durup dururken mutluluktan gözlerim doluyorsa, sabahın köründe neşe içinde uyanıyorsam bir senedir, sebebim sensin ;) İyi ki doğdun Uras!

Tuğba Ölçer

15 Nisan 2013 Pazartesi

Postpartum Depresyon!

Şu hayatta başınıza gelebilecek en güzel şey bir bebek dünyaya getirmek. 34 yaşımla bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Yeni doğan bebeğin bakımı esasen çok kolaydır. Emzir, gazını çıkart, altını değiştir. Hepsi bu! Fakat bu durum 7/24 sürdüğü için annenin alışması biraz zaman alıyor. Kendimden örnek vereyim. Doğumun olduğu günün gecesi ve ertesi gece olmak üzere iki gece hastanede yattık. Eve çıktığımızda, hastanede kaldığım 48 saatlik zaman içerisinde toplamda iki buçuk - üç saat uyumuş olduğumu farkettim. Sonraki geceler, gündüzler boyunca da uykusuzluk devam etti. Bu düzene alışmak zor değil bence. Benim en büyük şansım annemin eve geldiğimiz an itibariyle hep yanımızda ve bize büyük destek olmasıydı. Evin düzeni ile annem ilgileniyordu. Benim görevim sadece bebeği emzirmekti :)

Yeni doğan bebek sadece emmek ister! Buna programlanmış bir şekilde doğuyorlar :) Gak dese meme vereceksin, guk dese meme vereceksin. Onu doyurmanın ve sütü arttırmanın tek yolu bu. Sütünün olması için iki şeye ihtiyacı var annenin; su ve uyku. Bol bol su içeceksin, günde 3 litre falan. Uyku için tek şansın da bebeğin uyuduğu anlar. Gece ya da gündüz farketmiyor, bebek uyuduğu zaman anne de uyuyacak! Bu 20 dakika da olabilir, iki saat de. Fakat olması gereken budur. Çünkü yeni doğmuş bebeğin gece-gündüz kavramı henüz yoktur. Gündüz oturayım gece uyurum dersen fena halde yanılırsın. Çünkü acıkıyor bebek ve en fazla zaten 2-3 saat uyuyor. O da her gece, her emzirmeden sonra iki - üç saat sanma :) Öyle bir düzen yok!

Bunca yazdığımın bir sebebi var tabi. Uykunun, dinlenmenin, rahat rahat yayılıp emzirmenin baş düşmanını açıklıyorum: Bebeği görmeye, göz aydına gelen akrabalar, konu komşu, eş dost! Yemin ederim delirmemek mümkün değil. Tam 21 günlük anneyken şu tespiti yaptım ve oğlumun bir yaşına gireceği bu günlerde hala arkasındayım tespitimin: Postpartum depresyonun (lohusa depresyonu, lohusa bunalımı) bebekle alakası yoktur! Eş, dost, akrabadır seni bunalıma sokan! El kadar bebe, sadece emiyor ya, seni ne diye bunalıma soksun? Bir yükü yok. Koyuyorsun yatağına öyle kalıyor sabi. Altını değiş, emzir, gazını çıkar, ondan mutlusu yok. Üç dört kilo bir şey zaten. Kucakta taşımakta ne var. Fakat öyle salakça gelenekler var ki, insanlar hala o kadar düşüncesiz ki.. Haber vermeden "lohusa kadın, nereye gidecek canım" kafasıyla çat kapı gelenleri mi arasın, bebeğimi emzirdiğim için salonda sadece 20 dakika bekleyip "yanımıza gelmedi bile" diye bire bin katarak anlatanları mı... Mahrem diye bir şey yok insanlarda. Ne mecburiyetim var herkesin içinde mememi açıp bebeğimi emzirmeye? Apartmanda hiç görüşmediğim, sadece asansörde karşılaştığımda selamlaştığım komşuların gelmesine hiç diyecek söz bulamıyorum. O günlerde sütüm çok yetmediği için mama desteği yapmak zorunda kalmıştım oğluma (bir sene oldu hala bu içimde derin bir yaradır.) Bunu bilen, duyanlardan "ay niye mama veriyorsun, verme" diyenleri gördü bu gözler :) Sanki ben gerizekalıyım, bilmiyorum anne sütü alması gerektiğini. Henüz 15-20 günlük bir anneyken ve bebekle ilgili her konuda aşırı derecede hassas bir dönemdeyken yine bebek görmeye gelip "ay geçen görümcemin eltisi doğum yaptı" diye söze başlayıp kesinlikle duymayı kaldıramayacağım şeyler anlatan densizlerle de karşılaştım ne yazık ki. Doğum yaptığım andan itibaren ilk üç hafta içinde yaşadığım bu tip olaylar sonucu hayatımdan altı kişiyi (ki dördü canım ciğerim dediğim, bana kardeş olan, abla olan, her şeyimi paylaştığım, yediğim içtiğim ayrı gitmeyen insanlardı) çıkardım. Yapmadığım ve asla yapmayacağım davranışlarım olduğunu iddia ederek, bir de bunun dedikodusunu yaparak kalbimi kırdılar. Hayatımın sonuna kadar yüzlerini görmek istemiyorum, artık siz anlayın nasıl bir tutumla karşılaştım.

Neyse ki bebeğimin sağlığı yerindeydi ve her şey olması gerektiği gibiydi. Gündüzleri annemin, akşamları kocamın desteğiyle güzel atlattık uykusuz dönemleri... Kim bilir, isabet oldu belki de bazı şeyler, bahar temizliği yapmış oldum özel hayattan insan silerek ;) Siz siz olun, yeni doğum yapmış bir yakınınız varsa ilk bir ay bi rahat bırakın. Bir alışsın anneliğe, emzirmeye, bebeğine... Telefon edin istediğiniz zaman, müsaitse cevap verir zaten, neden ziyarete gitmediğinizi de söyleyin kendisine ki yanlış anlaşılmalar olmasın :)

Not: Can sıkıcı bir konu olduğu için oğlumun fotoğraflarıyla ruhu biraz değişsin yazının istedim :)